30 Ramazan 1431
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İbrahim Ethem Hazretleri  (Okunma Sayısı 311 defa)
Admin
Çalışan Üye
**
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 475
Nerden: Devlet-i Aliyye-i Osmaniye
Puan 107
Devlet-i Ebed-Müddet

Üyelik Bilgileri Site
Moderatöre Bildir
« : Aralık,12/13/09, 2009, 11:46:41 »

Afganistan ın Belh sehri..Sultan İbrahım Ethem


Linkleri  Görebilmek İçin.
Kayıt  Ol ya da Giriş Yap
Hayatını Anlatan Filmi İzlemek İçin Tıkla

ALLAH dostlarından olan İbrahim Ethem -kuddise sırruh-Hazretleri taç ve tahtını terk etmeden evvel Belh hükümdarı ve yeryüzünün en zengin şahsiyeti idi. Otuz adet paşasıyla sarayına girip çıkardı, mizacı da hayli sert ve haşin idi.

Bir gece sarayında atlastan yapılmış yatak, yastık ve yorgan örtüleri arasında muhteşem yatağında uyuyordu. Sarayın tavanından gelen bir gürültüyle birden tatlı uykusundan uyandı. Dinledi, tavandan tıkır tıkır sesler geliyordu. Sanki damda biri vardı ve yürüyor gibiydi. Hiddetle kalktı yatağından ve seslendi!

- Hey, kim var orada?
Bir ses geldi ve;
- Ben varım! dedi.
- Sen de kimsin, benim sarayımın tavanında ne arıyorsun? diye sordu.
- Devemi kaybettim de onu arıyorum.
Garip birisiydi konuşan.
İbrahim Ethem -kuddise sırruh- Hazretlerinin kan beynine sıçradı, şiddetle bağırarak azarladı, tersledi o kişiyi.
- Sen deli misin, budala mısın, be adam? dedi. Haydi defol oradan, sarayın tavanında deve mi aranır?
Yukarıdaki ses alaylı alaylı karşılık vererek;
- Ya siz hükümdar hazretleri, siz akıllı mısınız? Söylesene bakayım bana, o atlas yataklarda ALLAH-u Teâlâ aranır mı hiç? Aranırsada Orada ALLAH-u Teâlâ bulunur mu?dedi.

İbrahim Ethem -kuddise sırruh-Hazretleri bundan büyük bir ders almıştı, işin hikmetini anlamıştı.

Ertesi gün ceylan avına gider. Bir ceylanı avlamak üzere peşine düşer. Fakat bir müddet koşturduktan sonra derinden bir ses, “Sen bu dünyaya av için mi geldin?” diye seslenir. Pek önemsemez. Av peşinde koşmaya devam eder. Bu sefer ses daha yakından gelir, “Uyan uyan, uyandırılmadan evvel uyan, sen bu dünyaya av için mi geldin?” der. Biraz irkilir ama avın heyecanından devam eder, çünkü ceylana çok yaklaşmıştır. Fakat titretircesine sesi şiddetli bir şekilde yine duyar; “Ey İbrahim uyan uyan, uyandırılmadan evvel uyan. Sen bu dünyaya av için mi geldin?” Avın peşini bırakır, bütün debdebeli hayatını da bırakır, yolda gördüğü çobana da padişahlık kaftanını ve tacını giydirir, çeker gider. Saraya bir daha dönmez, sade bir hayat içinde ibadet ve taat ile meşgul olur.

İbrahim Ethem Hazretlerinden;

Kalbler 10 şey sebebiyle ölür:

1-ALLAH'ı bilip, hakkını ödememek

2-ALLAH'ın kitabını okuyup, hakkını ödememek, onunla amel etmemek

3-Şeytana düşmanlıgı iddia edip, onu kendisine dost ve yâr edinmek

4-Resûlüllah'a (SAV) muhabbetinizi iddia edip, onun izini ve sünnetini terketmek

5-Cenneti sevdiğini iddia edip cennet için amel etmemek

6-Ateşten korktuğunuzu iddia edip, günahlardan sakınmamak

7-Ölümün hak olduğunu kabul etmek, fakat ona hiç hazırlık yapmamak

8-Başkasının ayıplarıyla kendi ayıplarını görmemek

9-ALLAH'ın verdiği rızkı yiyip ona şükretmemek

10-Ölüleri defnedip ondan ibret almamak

Aşk öyle bir tufandır ki; uğradığı yerlerdeki han u manian yıkar; padişahları derviş eder."

İşte İbrahim Edhem Hazretleri...

Dillere destan olmuş Belh şehrinin hükümdarı. İlâhî aşkla tutuşunca sarayı terk etti.

Niyazî Mısrî Hazretleri, bunu kaleme alarak:

İbrahim Edhem'i derviş eden aşkındır
Derdine düşenin tacı târ u mâr olur

diye aşkın gücünü dile getirir.

"Aşk, saltanattan terk ettirir. Her şeyin sınırı vardır ama aşk sınır dinlemez. Zincirler koparır."

İnsanın sinesine ALLAH sevgisi düştüyse artık onun bütün hücreleri o sevgiyle tutuşur. Tacı, tahtı görmez. Saltanatı terk eder......




İbrahim Edhem Hazretleri, sarayı terk edince oğlu ve vezir-i vüzerâ peşine düştüler. Onu, bir ırmak kenarında dalgın ve mest halde gördüler. Dediler ki:

-Hünkârım! Saray sizi bekliyor. Biz, sizi götürmeye geldik.

İbrahim Edhem Hazretleri başını çevirdi:

-Beni hangi saraya davet ediyorsunuz, taştan kerpiçten yapılan saraya mı? Ben, şimdi gönül sarayına sultan oldum. O saray sizin olsun, dedi ve dönüp bakmadı bile.

"ALLAH, murat ettiği zaman birçok sebepler halk eder ve kulunu irşat eder. Kul ister padişah, ister sıradan bir insan olsun, fark etmez. Kulun kendisinde istidâd-ı ezelî varsa ALLAH, verdiğini geri almaz. O, ortaya çıkar."



Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Allah,Vatan,Millet Yolunda
دولت ابد مدت
Yeni Üye
*
Üye No: 185
Mesaj Sayısı: 2
Puan 0

Üyelik Bilgileri
Moderatöre Bildir
« Yanıtla #1 : Aralık,12/22/09, 2009, 03:45:54 »

Paylaşım İçin Sağol.Allah Şefaatlerine Nail eylesin
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Gel beri, kurtuluş ordusunun tuğu ol !
Hürriyet mi dileğin, Allah ' ın tutuğu ol !
Yeni Üye
*
Üye No: 233
Mesaj Sayısı: 4
Puan 0

Üyelik Bilgileri
Moderatöre Bildir
« Yanıtla #2 : Şubat,02/01/10, 2010, 04:22:13 »

Amin Ecmain
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss|
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC Mevlana Theme,by CeeMoo